21 Nisan 2012 Cumartesi

“MUHALEFETSİZ” BELEDİYE HALK GÜNLERİNDEN İZLENİMLER

“MUHALEFETSİZ” BELEDİYE HALK GÜNLERİNDEN İZLENİMLER

Ağlama duvarı, yardım pınarı sürüncemesinde süründürülen insan rengi değil halk günü kabullerinin işleyişine tanıklık ettik yine. Muhalefet yoktu. Muhalifler satranç tahtasında peşi sıra şah-mat bekleyip, pısırık hamleler düşündüklerinden yoktular sanki.

Yarı dolu bardaktaki billur su bile fakiri görünce fakirliğe isyan etti ve masaya döküldü. Punduna getirip bir cümle koymak lazım ya yazının tamburasına asma tavanı çöktü yirmi beş yıllık kadirşinaslığın ve vazgeçtik. Çünkü diz çöktüren eşsiz bir naradır şu fakirlik. Ancak bendeliklere savrulur mucizeler ve ikiden biri olmanın sonucudur şu halk günlerinde yaşanan yaşanmazlıklar. Muhaliflerin bile görmezden geldiği perişanlık varsıl olarak gösterilir. Buysa eğer yüzde ellilik cenahtan olmak vay haline yaşam zembereği boşalmış dünyanın çilekeşlerine.

“Çuvalla para var sanki dağıtılacak!”

Belediye reisi halk gününde sorun-dert dinlemeye meyilli görüntü vermeye bünyesini zorlasa da aklının başka yerlerde olduğu açıkça belliydi. Çevresine dizili kurmay heyeti ise reise pek aldırmaz vaziyette sohbetten dem vuruyorlardı, dikkatlerden kaçan. Ayni ilkel oturma düzeninde herkes bitse de öğle yemeğine yetişsek havasındaydı sanki.

Ya arzuhalini ileticiler;  yine ayni tanışlık, tanışmışlık, ayni protip,  çoğunluk benzer yüzler ve avamdanlık. Bolca el sıkışmalar, iş hallolsun olmasın sonsuz hürmetler ve bir gevşeklik. Reise hocam demeler, ah gardeşimler ve abiye bağlamalar. İşte halk gününden insan ve memleket manzaraları. Önce ekmekler bozuldu denilemeyecek türden bir metaformoz.

“Çuvalla para yok ki dağıtılacak!”

“Kiralık ev arayanlar, kira ödemede açığı çıkanlar, boşananlar, ayrı yaşayanlar, evlenmeye niyetliler, çamaşır makine taksidinde zorlananlar, bulaşık makinasını belediyenin sırtına yükleyenler, evine eşya düzenler, düzeni bozulanlar, iş talepkarları, faturalarına destek arayanlar, emekliliğe gün sayanlar, mevsimlik zerzavatçılık izni peşindekiler, binasını yenileme heveslileri, boş arsalara karpuz sergisi yaymak isteyenler, velhasıl yedi tekmili birden yedi başlı canavar” çığırtkanlığı.

“Çuvalla para olsa da dağıtılsa!”

Vay haline memleketin,  Esenler’in,  milletin. Vay haline yerel ve genel iktidarın. Vay haline yerel ve genel muhalefetin. Vay haline yerel meclis muhalefet üyelerinin. Vay haline yerel siyasetin baş aktörlerinin. Vay haline muhalefet partilerinin.

Muhalefet partilerinin ilçe başkanları, yöneticileri, idarecileri, yönetici-idareci adayları, sade üyeleri halk gününe gelin de görün, aşırı rahatlığın nasıl rahatsızlık doğurduğunu. Liğme liğme edilmiş hayatları, vazgeçilmez sanılan değerleri, kehribar methiyeler düzülen siyaset kozalağının ahvalini belediye halk gününe iştirak edin de görün. Ekmek parası sathında yeşeren şahane umutları yani umutsuzluğu, tarih öncesinde kalan anıları gelin de merkezinde müşahede edin.

“Çuvalla para varsa, çuvalla oy hazır demok-rantisi! Var”…

Nisaplı nisapsız ayinlerde, dost malı tayinlerde alınyazısı masallar dinleyeceğinize gelin de görün halk günündeki halsizlikleri. Kutsalı kutsamak nasıl olurmuş, nasıl olurmuş gündelik hayat delirmişlikleri, nasıl para edermiş delaleti yakalardaki rozet gelin ki görün. Gece körlüğünden beter görmezlik neymiş gelin onu da görün de muhalefet muhabbetçiliğini bir an evvel rafa kaldırın. Çünkü darbelerin göbek bağı kesildiğinden bu güne karanlığın gözü açılmış, muhalefetin gözü zafiyetten kararmış. Aydın delirmesi en seyirlik temaşadır diyenler ise softa sofrasına oturmuş, muhalefet tellallarını bekliyorlar.

Yedi tepeli felçli şehirde, bilinsin ki; loş ışıklar dikine dikine vurduğunda çuvalla para dökülse de muhalefet bile kalınamayacak. Çünkü afra tafranın sonu en yakına vuran kabahattir. O nedenle belediye halk gününün italik ayrıntılarına biz takılmayacağız. Muhalefet takılacak, Muhalefet baraja takılırsa da ilçenin vay haline, vay hallere.

Bu ilerleyişin sekterlemesi için biz evladımıza yine yakın tarihin evrensel şifresini “emeğin alında tomurcuklanan parlaklığına katran karası sürmemesini” öğütleyeceğiz. Alın terini anlatacağız ona. Kurban olduğumuz emeği ve sıcacık helalinden ekmeği. Niçin başkalarına bırakalım bu zevki, çağa çığ-çiğ karışmış şu günlerde.

Biz; Çuvalla para gelir ama çuvalla neler götürür diye korkanlardanız hala…

O yüzden, Muhalefet varsa eğer görev başına!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder