11 Ekim 2016 Salı

ME-SONSUZLUK SENFONİSİ

SONSUZLUK SENFONİSİ

Karalamayı, eleştiriyi çok rahat yapıyoruz. Kılı kırk yarıp hata arıyoruz. Takdir duygularımız köreldi. Değerlerimize sahip çıkmalıyız. Çıkamıyoruz. Değerlerimizi yok etmemeliyiz. Bak elin oğlu hırsızını, tecavüzcüsünü aklıyor. Biz birbirimizi yiyoruz. Böyle giderse nasıl birlik olup büyüyeceğiz.

Çok yakın zaman önce düşündüğü kendi doğrularını, birikimini hiç çekinmeden, kim alınacak, kim kırılacak diye düşünmeden hiçbir şeyden korkmadan söyleyen bir büyük din adamı, tarihçi ve felsefeci hocayı kaybettik. Yaşar Nuri Öztürk günümüzün Hallaci Mansur’uydu. Verdiği hak mücadelesi asla küçümsenemez…

Öztürk Hoca eserleriyle yaşamaya devam edecek. Yeni yurdu cennet olsun. En önemli aydınlarından birini yitiren Türkiye’nin başı sağolsun. Umarım boşluğu doldurulur.

O sonsuzluğun senfonisiydi…

Ama bir ölünün arkasından pek İslam dinine yakışmayacak laflar edildi. O lafazanlara duyurulur. Önüne iki kemik atılan her sofraya koşmayacaksın. Kimin verdiğine bakacaksın. Namerdin masasına oturup zıkkımlanmaktansa aç yatıp, aç kalıp onurlu yaşayacaksın.

Çünkü hic bir babanın hikâyesi bitmez, yarım kalır.

Şiir Üşümez ısınırsın ılık ılık güz sevgilerim. Hüzün denizinin özlem rıhtımında beklerim ben. Sen sanma ki her sevda nazlı bir düştür, içimde evrenin ayazı cebimde yaz güneşi… Diye başlar ama tüm şiirler de yarım ve öksüz kalır.

Sonsuzluğun Senfonisi

Gözlerinde arardım yoncaların dört yapraklısını
Vahşi bir aslan alır kaçırırdı seni avuçlarımdan
Sonra bir küfür savururdum şebboy çiçeklerine
Dağ menekşesi gülüşün yerinde mi güzelim.!

Neydi esen senden bana naz rüzgârları
Bir kaval nefesinde dinlerdik şarkımız
Ben ki bitmek bilmeyen gecelerin sarhoşuyum
Bilmem sen mutlu musun uçarcasına kelebeğimsi!

Seni sensiz sevip yalnızlığımı beklerken
Alıp götürsem seni yokluğunda yıldızlardan da öte
Oysa biliyordum Kan sızan kör gecelerden
Elimden kayıp, korkup biran hızla kaybolacağını!

Neler vardı sevda bağımızda dua olan
Hepsi bir bir yazılı sahil taşlarına
Güneş batarken denizle büyülenirdik biz
Ellerin hala yosun kokuyor mu güzelim!

Yine bir gün gel sahildeki yuvamıza 
Arkamızda çıldırsın dağlar, püskürsün alev alev
Kanter için de kalsın zümrüt yeleli aslanın
Herkes görsün yeniden ikimizin doğuşunu!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder