30 Kasım 2011 Çarşamba

Recepsiyon Sonrası



Erdoğan Aksu  
Recepsiyon Sonrası
Email: yerelgazeteci@hotmail.com

Cumhuriyetin 87. Yılı kutlamaları, kötü rüyalar kapımızı çalmasın diye pek şatafatlı geçecek gibi görünüyor bu sene. Hayatı geriye sardığımızda cumhuriyetin ne zor şartlar altında ilan edildiğiyle karşılaşırız. Ahde vefa gereği, Sisler arasında büyüyen Türkiye’nin her bireyine düşen sorumluluk ise geçen yıllar içinde olduğu gibi gelecekte de cumhuriyeti korumaktır. Bu yılki resepsiyon sonrası bakalım temel değerlere kim ne kadar sahip çıkacak. Okyanus düşlerken maviden olmayalım yeter. Çünkü, Cumhuriyetin kurulduğu dönem şartlarından daha zor ve sıkı şartlarla karşı karşıya bırakılmış durumda ülke vatandaşları.

    Cumhuriyetin 87. Yılı kutlamaları, kötü rüyalar kapımızı çalmasın diye pek şatafatlı geçecek  gibi görünüyor  bu sene. Hayatı geriye sardığımızda cumhuriyetin ne zor şartlar altında ilan edildiğiyle karşılaşırız. Ahde vefa gereği, Sisler arasında büyüyen Türkiye’nin her bireyine düşen sorumluluk ise geçen yıllar içinde olduğu gibi gelecekte de cumhuriyeti korumaktır. Bu yılki resepsiyon sonrası bakalım temel değerlere kim ne kadar sahip çıkacak. Okyanus düşlerken maviden olmayalım yeter. Çünkü, Cumhuriyetin kurulduğu dönem şartlarından daha zor ve sıkı şartlarla karşı karşıya bırakılmış durumda ülke vatandaşları.
    Bol nasihatlı hikayelerle yoğrulmuş cumhuriyet sempatizanlığının, yoksulluğun nimet, günlük yaşam sürdürmenin velinimet sayıldığı bir anlayışa kurban gittiğini gördükçe, Ata’nın yüreği sızlayacak ebediyette. 1071, 1453 ve 1940’lara takılı kalmış siyasi parti anlayışlarıyla belediyeler,  bir dizi etkinliklerle geçmişten geleceğe kendi köprülerini kuruyorlar.  Oysa Cumhuriyetin vazgeçilmezleri arasındaki asıl köprüler çoktan bir kenara atılmış. Bu parçalanma kime ne fayda sağlayacaksa artık, fukara hevesi işte. Merkeze santim santim yolculuk başladığında, pembe-mor palavralarla kaçıncı cumhuriyetçi oldukları belli olmayanlar da “nutuk”çu kesilecekler. Ama iş işten geçmiş olacak.
    Bir tuhaflık var havada. Ekmek kavgası kadar sıcak, ekmek kadar kutsal ne varsa insanı insan yapan, vareden,  işte o değerler sıfırlanmaya çalışılıyor elbirliğiyle. Düdüklü dünyanın volkanı patladığında, bakalım can simidi yerine nelere sarılacağız. Yüz yılda bir gelen ve bin yılların enkazına pırıl pırıl bir fidan diken ceddimizin, ahını almadan göçmek kimlere nasip olacak bakalım. Ne madalya ne de nişan isteriz hazirundan. Başımızda bir çınar, bir dikili taşımız olsun kafi.
    Resepsiyon öncesi ve resepsiyon sonrası diye anılacak bu günden sonra 87.yıl kutlamaları. Nasıl boykot edesi damarı kabarıyor insanın, hayal ötesini yaşadıkça. Cumhuriyetin 100.yılına şurada ne kaldı ki. Bizim ömrümüz vefa etmese de olur, cumhuriyetin ömrü vefa etsin yeter. RÖ. neysek, RS.’da oyuz diyebilen kaç insan kaldı ki bu trende.
    Demirden korksaydık trene binmezdik…
26.10.2010
Bu Yazı 171 Kez Okunmuş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder