30 Kasım 2011 Çarşamba

YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ


Erdoğan Aksu  

YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ
Email: yerelgazeteci@hotmail.com

Kurban et bayramı, Ramazan şeker bayramı olalı beri dini bir ritüelden öteye gitmiyor bayramlar. İçi boşaldı onlarında, her şeyin içi boşaltıldığı gibi. Festival havasında geçen, tüketim çılgınlığını tetikleyen, kapitalizme koşut bir gelişmişlik veya gerileyiş hüküm sürüyor bu bayramlarda. Dostluk, paylaşım, yardımlaşma ve dayanışma en alt düzeye çekilmiş, dinin öngördüğü değerler ikincil plana itilmiş durumda. Sadece adı dini bayram…

YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ

           
            Kurban et bayramı, Ramazan şeker bayramı olalı beri dini bir ritüelden öteye gitmiyor bayramlar. İçi boşaldı onlarında, her şeyin içi boşaltıldığı gibi. Festival havasında geçen, tüketim çılgınlığını tetikleyen, kapitalizme koşut bir gelişmişlik veya gerileyiş hüküm sürüyor bu bayramlarda. Dostluk, paylaşım, yardımlaşma ve dayanışma en alt düzeye çekilmiş, dinin öngördüğü değerler ikincil plana itilmiş durumda. Sadece adı dini bayram…

            Cep telefonundan bir kısa mesajı bile, Türkçeyi hakkınca kullanarak yazamayanlar, bu bayramların baş itirafçısı, baş tenkitçisi olarak başköşedeler. Eskiden yaşanan o naifliği, “ Rengarenk resimli kartpostalların arkasına birkaç cümlecik tumturaklı bayram tebriği yazabilme güzelliğini “ yaşamayanlar bugün el öpüyorlar çıkar uğruna. Çıkarsamaları da o yüzden anlamsız ve çıkarcı. “ Yaşar ne yaşar ne yaşamaz “ hissiyatıyla anımsanacak bu bayramlar. Bayram tebriği biçareleri ne anlarlar namelerden. Kaderde tüm karanlıklara inat fasikül fasikül devirdikten sonra, çarık çürüklerle uğraşmak da varmış. Ne hikmetse gök pamuk tarlası yer demirden gülle ve sırat köprüsü.

            “ Kurban kesenler, Sırat Köprüsü’nü kazasız belasız geçebilmek için o kurbanlara binecekler “ derler engin bilgileriyle yaşar ne yaşar ne yaşamazlar. İyi de cehennem üzerinde kıldan ince kılıçtan keskin Sırat Köprüsü’nün varlığını vurgulayan ayet hükmü var mı ki. Sahte cennet bezirganlarıyla bir olunca havada uçuşur öngörüler. Büyükbaş ve küçükbaşlar kurtarıcı olur insanım diye geçinenlere. Allah akıl fikir versin şu yaşar ne yaşar ne yaşamazlara…

            Bu söylencenin kurban kesilmesini teşvikten öte bir gerçeklik içermediği apaçık belli. İlla ki kurban kesilecek, etinden tadılacak denilmesi de dini hüküm ve dayanağı net olmayan bir durum. Ayrıca kurban kesilecek diye islamda bir dinsel zorunluluğun olmadığını da dillendirenler var. Dilin ucundakileri yaşamaktan ne yaşar ne yaşamaz hale gelindiğini görmedikçe düzelmez hiçbir şey. Bayram seyran dinlemeden kurbanlıklar sırasına girilir.

            Çalınan hayatları, asırlık kızgınlıklarla görmezden gelenlerin ilahlaştırıldığı, bu kuru gürültü günlerinde bayramlar eski tadını yitirdi. Yıllarca gizli kalan, gizlenen gerçekler su yüzüne çıktıkça, ebabiller öter her celse ve dava bitmez, ahrete kalır. Maskaralıklar kara dolaplardan saçıldıkça yer gök efsaneden geçilmez. Eline su dökecekler sıraya dizilir ve o eline su dökülmez hilkat garibeleri övünür arsızca. Bayram keyfi böylece sürer gider.

            Bereket versin ki bayramların zengin ve geniş içeriğini bilip, sayıp, anıp, berber mızıkası çalmayacaklar da var, az da olsa. Patavatsız ahenk cambazları, angusu-angutu, yaşar ne yaşar ne yaşamazları, asmalı bahçelerde sarhoşlarken, sükseden uzak bayramlaşmalar da yapılır gül bahçelerde. Süssüz, mütevazi, sükseden uzak bayramlaşmalar bu bayram da, yine bize kaldı.

            Bayramları bayram yapan değerlere selam olsun…

             
17.11.2010

Bu Yazı 207 Kez Okunmuş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder