15 Ekim 2011 Cumartesi

ANAYASAL UZLAŞI ŞART ,

ANAYASAL UZLAŞI ŞART ,
Ülkeler batmamak için dokuz doğururken, dünya savaşların anasının üçüncüsüne gebe doğurmamayı çare görürken, emperyalizm canlanacağı toprak ararken, kapitalizm çöküşün faturasını suçsuzlara çıkarırken ülkenin meclisi anayasa komisyonunda uzlaşı peşinde. Dünya bir yana, dünyadaki ekonomik kaos bir yana uzlaşı buzlanmaya dönüşmesin telaşında ülke siyaseti.
Dinsizin hakkından imansız, parasızın hakkından kapitalist gelir misali günler var kapımızı çalan. Kanunu esasi üzerine yazmışlığımız var geçmişte. Kem gözlere şiş faslında unutulmasın istedik anayasa üzerine methiyeler.
“Bir parça umut yeter. Ancak Kötü idare, bağışlayamama ve zarar verme köreltiyor umutları. Kızgın çinkodan ırmaklarda yüzmek gibi bir şey umutsuzluk. Yeni ve güzel bir anayasa umuduyla yaşıyor ülke, Ülke insanı. Yaşayacağımız hırs bezeli tarihi günler çok yakın olsa da. Mürşidi bul, ganimeti gör ve alabildiğine faydalan  mantığıyla kör kör bakıyor evrene siyaset bilirler. Durum şimdilik bu.
Baskı mirasını kabul eden bir toplumda anayasa baba yasa devri çok çabuk kapanır, akıl hücresine. Beynin loblarından daha şekilsizi süzülür toprağa, sızar denize, karışır havaya ve o anayasa analık edemez memlekete.
Kapanmayacak olan yara ise keskinliği hiçte adil adaletli olmayan bir iktidar erkinin öncülüğünde yapılacak anayasanın ne kadar kucaklayıcı olacağı. Bu içi doldurulacak yeni anayasanın toplumu nasıl ve ne kadar bir arada tutacağı. Bir arada tutma gayesi olup olmadığı.
Çünkü faşist 12 Eylül darbesi sonrası sipariş usulü yapılmış 82 anayasasına başvurulur, ondan medet umulur noktaya sürükleniverdi ülke son yıllarda. Günümüz gereksinimlerini karşılayamasa da, yama tutmasa da maalesef son durumun izahı bu.
Oysa 82 anayasasının ruhu en baştan bozuktu. Halktan kopuktu. Dayanağı çürüktü. Darbeci paşalara bağlı ve onların güdümünde hazırlanmıştı. Özünde halkı baskı altına almaya ve tutmaya dönük bir içeriği vardı. Sonrasında yapılan her değişiklik ve eklemelerle iyice sulandırıldı. Hak ve özgürlükler daha da kısıtlandı. Özgürlükleri temel almayan kuvvetler ayrılığını işleyen bir yapıya dönüştürüldü. Her ne kadar ballı çörek gibi sunulsa da.
Şimdi yenisi hazırlanacak. Ama asıl endişe gelenin gideni aratması hikâyesi. Oysa seçimler öncesi epey umut dağıtılmıştı bu konuda. Her partinin seçim bildirgesinde vaatlerin vazgeçilmeziydi yeni anayasa. Toplumsal mutakabatla, katılımcı bir süreçle toplumun her katmanının eşgüdümüyle oluşturulacak bir anayasa diyordu her biri. Seçim geçti vaatler unutuldu, iş oluruna bırakıldı.
Halkta korku imparatorluğunu yıkacak, baskı krallığını yok edecek, ayrıcalıklı prensliğini bitirecek, sosyal devlet güvencesini sunacak bir anayasa özlemi varken, siyasiler hiçte oralı değiller gibi. Sanki her parti kendi tabanına özgü anayasa yapacak.
Bilinmeli ki; Sivil, barışçı ve umut yüklü yeni anayasa beklentisi var Türkiye haritasında. Susturulmayı değil, güçlü, tam bağımsız, çoğulcu ve demokratik bir toplumsal düzenlemeyi sağlayacak metin beklentisi var doğusunda batısında.
Toplumsal gerginlikleri bitirecek, ırk, dil, din, mezhep ayrımı içermeyen, şeffaf, katılımcı ve uzlaşmacı çözümlemeleri yasalaştıran ve yasallaştıran bir özleyiş hakim kuzeyinde güneyinde.
Hak ve özgürlükleri genişletecek aksine daraltmayacak, ahlaksızlık ve hukuk dışılığa son verecek düzenlemeleri içeren, keyfiyeti ezecek bir manifestoya açlık var köyünde kentinde.
Devlet içi yersiz, haksız yuvalanmaları, yerleşmeleri, himayeleri ve beslemeleri yok eden bir anayasal düzenlemeye ihtiyaç var acilen. İçi de dışı da anlaşılır ve makul, cinsel ayrımcılığı bir kalemde silecek bir anayasa aşkı var Türkiye coğrafyasında.
Tüm ihtiyaçlara yanıt verecek, kötü gidişlere dur diyen ilkeli, dürüst, yurtsever, ilerici, devrimci, demokrat insanlarına yargısız infaz yapmayacak, haksız mahkûm etmeyecek ve yargı bağımsızlığını her halükarda koruyacak bir anayasaya özlem var sokağında-caddesinde, bağında-dağında, karasında-denizinde.
Ülkeyi polis-asker, polis asker benzeri yeni oluşumlar devleti olmaktan kurtaracak, bir anayasal hukuk devleti saydıracak yeni anayasa umuduyla yatıyor kalkıyor insanlar. Bir parça umut var yüreğimizde. O da tükenirse tüketilirse; “ Kendimize kabir değil, kabri kendimize hazırlayacağız “ anlaşılan…”
Kaç yıllardır yeni anayasa bekliyor bu millet, bir yılda birkaç anayasa yapılmasını değil... 10.10.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder