15 Ekim 2011 Cumartesi

DEMOKRASİ ÇIKMAZINDA “Dİ” VE YENİ ANAYASA

DEMOKRASİ ÇIKMAZINDA “Dİ” VE YENİ ANAYASA
Ülkenin ağustos ayı cari işlemler açığı 3,96 milyar dolar açıklandı.  Ocak-ağustos dönemindeki açık toplamı geçen yıla göre yüzde 102 arttı ve açık rakam 54 milyar 261 milyon dolara ulaşmış oldu. Yani ülkenin ekonomik kaderi kara bir tablo. Açık bakan desteklerine rağmen Deniz fenerlerinin aydınlatamayacağı, çözemeyeceği bir karaltı bu. İbre yılsonunda kaçta duracak yaşarsak göreceğiz.
Yaşarsak yeni bir anayasaya da kavuşacağız belki ama kanser oluyor insan, insanı kanser ediyor şu demokrasi fukaralığı. Demokrasi çıkmazında soluklanmaya ciğer dayanmıyor.

“Oysa, Demokrasi ne yaparsanız yapın, duaya dualar katın, rüyaya yatın yinede gökten zembille inmiyor. İnmeyince de Türkiye devamlı-sürekli bir kriz ortamında yaşıyor ve yaşatılıyor. Yeni anayasa gerekli babında, Yılan hikayesine dönen cezaevlerindeki vekillerin durumları da bu arada bir bir netleşiyor. Mazbatalara rağmen, aldıkları onca oya rağmen seçime girdikleri siyasi partilere rağmen tahliye edilmiyorlar, yemin de edemeyecekler gibi görünüyor. Serbest bırakılmıyorlar, vekillikleri hiçe sayılıyor. Ayrıca vekilliği hak etmişlerin bile vekilliği arkadan gelene kıyak türü iptal edilebiliyor. Bu da başka bir trajedi, başka bir ayrıntı. Afra tafralar bitti ve mecliste yeminler edildi. Yaşananlar yaşandı ve mecliste komisyonel uzlaşma bir anda gerçekleşiverdi.
Birileri kısa süreliğine de olsa ortamı gerdi sanki. Siyasi ikbal peşindekilerden talimatlar vardı bitti gibi ince ayarlı, keskin hesaplı. Halkın meclisi halktan koparılma noktasına getiriliyor, ses seda yok. Bu işin sivri ucu Silivri de mi sonuçlanır, demokrasiye mi batar, batarsa ne kadar batar kestirmek güç. Ama demokrasinin ağır bir yara aldığı gerçek. Ciddi bir muhalefetle seçimlerin yenilenmesi bile gündeme gelebilecekken viraj dönüldü. Yeni anayasa bulvarı.
Amaç tek başına anayasayı değiştirme çoğunluğunu yakalamak ise böylece iktidar partisine de yeni bir fırsat doğabilirdi. Hodri meydan, kozlar paylaşılır, ülke rayından çıkarılır sen sağ biz selamet hesabı herkes kurtulurdu. Korkunun da ecele faydası yok zaten iş olacağına varır mantığıyla. El kapılarında himmet aramak yerine yel süpürsün hiddet azalsın evladır düsturuyla ilk sivil anayasa kitabı yazması indirildi raflardan.
Her şey demokrasinin di’sinde gizli aslında. Ama ne yazık ki ülkemizde demokrasinin di’si hoş, alımlı, cazibeli ama içi boş, ileri gerisi boş, ardı arkası boşaltılmış. Öyle hamasi balkon nutuklarıyla sorunların çözülemeyeceği de çarçabuk ortaya çıkınca çark edildi yapalım bir anayasa durağına. Ortaya çek bir anayasa siparişi verenlerin, Nutku dillerine dolayanların, balkonla yatıp balkonda kalkanların, halkın meclisini halktan koparanların bu yolda başarılı olmalarıdır halkın dileği. hangi zırvaların peşine düşüleceğini, hangi bahanelere takınılacağını da görmüş olacağız çok yakında.
Ortalama iki yılda bir seçim yapılıyor şu garip ülkede. Para bol derken para pul oldu, lira çaptan düştü anında. Bazen erkene alınsa da asla ve kata geciktirilmiyor seçimler. Ülkenin tıkır tıkır işleyen tek organı seçimler. Seçimlere de ister bir siyasi partiye bağımlı olsun, isterse bağımsız olsun hiçbir aday kaybetmek için girmiyor. Gönüllerde hep kazanmak arzusu ile kimse ayranım ekşi demiyor. Halk da kendine en yakın duran temsilcilerini seçip meclise gönderiyor veya gönderdiğini sanıyor. Bu mecliste yapamaz ise anayasayı seçim beklemek düşer halka.
İleri demokrasilerde parlamento esas kapı. Halk kendini temsile layık gördüklerini oyluyor ve sonra da layığını buluyor ve layığıyla yönetiliyor. Müzmin muhalefet bizlerde izliyoruz temaşayı anayasa düzleminde.
Bir kez daha seçim yapıldı ve yine demokrasi kaybetti  kaybedecek gibi. Demokrasinin yerleşmesi ve yerleştirilmesi için seçimler yapmak yetmiyor anlaşılan. Her seçim sonrası demokrasinin di’si kökünden temizlenemediği için benzer insanlık dramları yaşanıyor. Ülke siyaseti de kriz üreten yapıdan ve anlayıştan çıkamayınca çözüm üreten bir model olmaktan çıkıyor meclis. Vekiller kendilerini ispattan aciz, millete vekillik edecekler vakitleri kalırsa. Vakitleri kalırsa anayasa yapacaklar.
Bugün için yapılması gereken statik değerlendirmeler, yüzeysel yaklaşımlar ve yanlı yorumlar yerine sadece ve sadece demokrasinin di’sine işlerlik kazandırılmasıdır. Kişi, kurum ve kuruluşlara düşen yegane görev budur. Yeni anayasanın yüksek katılımla yazılmasıdır. Gerisi yalan koskoca bir yalan.
Yoksa parti liderlerinin beyinlerindeki demokrasi anlayışına göre biçimlenen yazılı olmayan kural ve yöntemleri de yasaya uydurma zorlamaları içeren garip bir yönetim biçimiyle yönetiliriz. Ve Bu ucube demokrasinin sahibi demokratlar oluruz her birimiz. Bu demokrasinin de sosyali, faşisti, liboşu, dincisi olmaz. 
Sonra da demokrasinin di’si bir tünelin orta yerinde aşırı sürat ve başka şaibeli etkenler yüzünden elim bir kaza yapar. Çünkü adaletsizlik gün gelir toplumu boğar ve bir lokmada da yutar. İşte o vakit bu sahte demokrasi havarileri demokrasinin di’sine herkesten fazla gereksinim duyarlar…”
Demokrasi çıkmazında kanser solumamak için “yeni anayasa”…       11.10.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder