14 Ekim 2011 Cuma

YEREL MEDYA VE SEÇİM…

YEREL MEDYA VE SEÇİM…
Seçime bir kala, seçim propaganda sürecini ilçe yerel gazeteleri açısından değerlendirmekte yarar var diye düşünüyoruz. Özellikle ilçemizde seçimi yok sayan bir yayın politikası izlendiğini gözlemledik. Sabun köpüğü, pembe dizi tarzında birkaç haberle uzun bir seçim sürecini geçiştirdiler el birliğiyle. İktidarın değişmeyeceği beklentisiyle kimse dokunamadı dokunulmazlara. Belediye portalından kes kopyala tekniğiyle derlenen haberlerle, izin verildiği kadarla yetinildi.
Demek ki; Esenler’de yaşayanlar alabildiğine mutlu veya umudunu kesmiş yaşamdan. Yerel medyamızda hakim düşüncenin tutsağı oldu böylelikle. Seçim propaganda döneminin başlamasıyla birlikte izlediğimiz yerel haberciler yerelciliği bir kenara bıraktılar. Anlaşılan seçim sonuçlarını önceden belli gibi görseler de bir kuşku yüreklerini kemiriyor. Olur ya endişesiyle geleceğe yönelik bir manevra yaptılar. Yılsonu okul müsamereleri dışında siyasi haberlere ve köşe yazılarına kısıtlı yer vererek kendilerini siyasi angajmandan uzak tuttular.
Yerel gazeteciliğin en zor uğraşlardan biri olduğunu bilenlerden ve yaşayanlardanız. Ancak belediyeye verilen gazetelerden aldıklarıyla gazetecilik yapanları, anlamak hiç olası değil. Onlarda çekildiler köşelerine. Ben belediyede bu işleri kotaran yetkili olsam seçim sonrasında yandaş gibi görüntü veren, imaj sahibi bu gazetelerden değil bin iki bin, bir adet dahi almam. Ortalık süt liman iken belediye şunu yaptı, başkan şurdan geçti, soğuk su içti hapşırdı diye gülünesi başlıklar atanlar, haber ve makale tertipleyenler sırra kadem bastı seçim önü. Bu tavrın verilesi bir hesabı olsa gerek.
Pazartesinden sonra kurum kurum gururlanarak dolaşırlar başkanın peşinde. Başkan hiç değilse “yalandaroğlu” falan diyerek görevini yaptı. Peki, sizler ne yaptınız yerel medya. Zılgıtı başkan yiyecek, kapı kapı dolaşacak siz seçim sonu bıraktığınız yerden nemalanmaya devam edeceksiniz. Bundan sonra kim ki belediye başkanının peşine düşüp yandaşlık taslayacak, uzak dursun bizden. Yok, öyle yağma. Ne muhalefeti sütunlarınıza taşıyacaksınız, ne de iktidarın adaylarını hakkınca takip edeceksiniz sonra gelsin takdir. Sizleri takdire şayan görenler de geçen bir ayda dostu düşmanı görmüştür besbelli.
Her seçim dönemini reklam panayırına çevirerek kafaladıklarına gazete yapanlar bu kez umduklarını bulamadılar galiba. Gazeteciliği ayakta kalmak, telefonunu, internetini ödemek, ziyaretine gelenlere izzeti ikram ötesinde kolay yoldan para kazanmak olarak görenler hüsrana uğradılar herhalde. Esenlere beni seçer misiniz diye kim gelirse gelsin bizim gözümüzde ayni değere tabi. İzleriz, fotoğraflarız, demeç te alırız ama istersek haber yaparız. Para vermedi ki haber yapalım savunusu bizim kitabımızda yazmaz. Çünkü Akçeli işlere hayatımızın her evresinde uzak durduğumuz gibi böylesi dönemlerde de dimdirek dururuz. Bu seçim atmosferinden paylanabilir miyim diyenleri göreceğiz bakalım on üçünden sonra.
Sakın ha arzuladığınız tablo gerçekleşince yıktı geçti, yıktık geçtik biçiminde gizli hülyalar içeren manşet ve sürmanşetlere girişmeyin, sakının geri durun. Adama sorarlar o zaman çorbada ne tuzun var diye. Kazanılan harbin gazisi çok olur belki ama kaybetmeyi de göze almak gerekir, yiğitçe mertçe.
Övünülesi yerel gazetelerimiz var diye caka satıyoruz ötede beride. Şu Esenler köyünde kendisini medya center saraylarına gömmüş patronlar gibi davranılıyor maalesef. Sırça köşklerde oturuyormuş gibi , bir eli yağda diğeri balda gibi, tüm dünyanın kilitlendiği on iki hazirana duyarsız kalınıyor. Korku tüneline girmiş yağ kandilleriyle aydınlanıp, saklanılıyor kıytı köşelerde. İzahı, mizanı, meali olmayan bir durum.
Ne diyelim, Yedi uyuyanlardan beter bir kör uyku sarmış beyinleri…     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder