14 Ekim 2011 Cuma

KARMAKAN

 KARMAKAN
“Karadeniz Marmara Kanalı-Karmakan” Türkiye’nin asla öncelikli hedeflerinden biri değilken baş münazara konusu olarak Başbakan tarafından gündeme sokuldu. 12 Haziran seçimlerinin ve sonrasındaki seçimlerin jargonu olup çıkacak anlaşılan. İçinden çok şey geçen şehirlerimize, içinden deniz geçen şehir de eklenecek ha gayret. Eski İstanbul kanalın iki yanında kalacak, yeni İstanbul kanalın iki yanına kurulacak. Senelerce sürecek bir muamma…
Televizyon kanalları 3. sınıf bir animasyon filmi ile ‘karmakan’ı tanıttıklarında insanı hüzünlendiren veya güldüren noktadan, kâbuslu rüyalar diyarına yolculuk başladı. Kazan kaldırmaya da hiç mi hiç gerek yok. Ne kadar karşı duran çıksa da, her türlü olumsuz eleştiri sergilense de bu kanal açılır ve yeni İstanbul kıyıcığına kurulur. Çünkü bol kepçeden bahaneci kekeçler köşe başlarından ‘karmakan’ın gerekliliğini dayarlar garip gurabanın şakağına. Gerçekliği bu enteresan odaklar tersine döndürür. Meseleyi de sürdürülen yaşam doğuştan renklidir alt başlığına bağlarlar.
Peki, durum böyleyken susulacak mı, asla. Ustalık eseri denilerek bilimi dışlayan, bilim içermeyen, kalfa mantığı ile kotarılmış bu esrik taslak proje doğduğumuz kentte muhacir edecekse bizi, ilham kaynağı ölümsüzlük olan muhaliflik elbette depreşir yüreğimizde.
Kendimizi hepten İstanbul’lu saymasak bile burada doğduk, büyüdük ve yaşıyoruz, belki de öleceğiz burada. Hakiki İstanbullulara soruldu mu ki, efendiler ‘karmakan’ ister misiniz diye. Sorulmaz, ne gerek var ki nasılsa oylar akıyor. Akım gücüyle taşı Karadeniz’i Marmara’ya, nasılsa munis milletim Ege’nin Akdeniz’e bağlanacağını sanıyor.
Ekolojik dengeyi boz, toprağı ormanı yok et, İstanbul’un yaşam alanlarına tecavüz et, yeni yerleşim alanları yarat, eskiyi terk et, binlerce milyonlarca yıllık sosyo kültürel birikimi göz ardı et, İstanbul’u acımasızca ikiye bölsün ‘karmakan’. Kanını kurutsun kanını emsin.
12 hazirana rahat girip çıkmak için, diğer seçimleri de sağlama almak için rastgele sallanan ‘karmakan’; İstanbul’da devasa büyüme riski yaratacakmış, yeni inşaat alanları oluşturacakmış, resmi nüfus 15 milyondan 25-30 milyona çıkacakmış, doğanın doğallığına Allah yaratısının güzelliğine mükemmelliğine kazma vurulacakmış, bir milyon metreküp toprak ‘toprak ana’nın karnından sökülüp alınacakmış, şehrin göğsünde 40-45 kilometrelik kanlı bir yarık açılacakmış, deprem riski varmış, faylar tetiklenirmiş, ulaşımı kesintisiz sağlayabilmek için sayısız köprüler viyadükler kurulacakmış, kara ulaşım maliyeti artacakmış ne gam. Şanzade düklere siyasal rant getirsin de gerisi lafı-güzaf.
Felaket çanları kimin için çalıyor, çalacak seyredeceğiz ömrümüz vefa ederse. ‘Karmakan’la yükle İstanbul’un sırtına çapı belirsiz 40-45 kilometrelik ağır yükü, unut hafifletmeyi, restorasyonu unut, tarihsel değerlere eserlere birkaç çanak-çömlek de geç, yenilemeyi bırak, güçlendirmeyi bırak, ayakta ağaç bırakma kes dibinden, akarsuların HES’ler yoluyla  satıldığı gibi, denizlerinde satılması yolu açılsın ‘karmakan’ ile. Sonra aç susuz kalındığında ileri demokrasi martavalıyla, 2023 masallarına yap-işlet-devretme ‘sömürü devam eder’ paragrafı eklensin. Vay benim halkıma.
Neymiş aslolanı, boğaz trafiğine katkısı olacakmış 150 metre genişliği, 25 metre derinliği olan boyu devrilesice ‘karmakan’ın. Üstelik karşılıklı su altı akımı olacakmış ve platin gemicikler yüzecekmiş ‘karmakan’ da. Peki, inşaası birilerinin hayallerini süsleyen yeni İstanbul’un kara trafiğini deve kervanlarına mı devredeceğiz. Suya altın muamelesi yapıldığında yastık altları yetecek mi bir yuduma.
 İstanbulluyuz ama Atadan Giresunluyuz. Aksu açıklarında Karadeniz’in tek adası olma vasfını yitirecek olan şenlik ateşine yanmayacak mıyız, memleketlisi olarak. Dağlanmayıp közünde 60 bin hava yolcusunun inip kalkacağı serbest ticari bölge yapay adacığımıza mı avunacağız yalancı gözlerle. OR-Gİ havaalanına bir türlü başlayamayanlar, fantastik ama sıradan hayallerle avlanmaya çıkmışlar. Para ve makam kapısını belirsiz bölgeler, belirsiz belgeler, belirsiz gölgeler ve belirsiz rakamlar girdabında anahtarsız açıyorlar. Biz de bravo çekiyoruz, bize de bravo. 
Vel-hasıla boğazda yalısı olup da mevcut iktidara oy vermeyenler silme tepeler artık sandıkları. Çünkü saatli bomba üzerinde oturmaktan kurtulacaklar bu sayede. Bu kalantorzadeler yeni boğaz kıyılarında, ‘karmakan’ da çiftlik için topraklar alıp, üzerine yüksek surlarla çevrili özel mülkiyet şatolar oturtacaklar,elin yabancısı komşularıyla birlikte. Çiftinden çubuğundan, Toprağından ‘karmakan’ geçenler ise şanslıysalar eğer bu yalı çapkınlarına ‘maraba’ olmaktansa ‘çiftlik kahyası’ olup sevinecekler. Yani batı cephesinde de değişen bir şey olmayacak.
Bu karmakan karmakarışık, rivayete göre diye başlayan, yabancı dilde kripto gibi, şifreleri  verilse de çözülemeyecek…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder