14 Ekim 2011 Cuma

ŞEYTAN ÇIKMAZI; ÜNİVERSİTELER…

ŞEYTAN ÇIKMAZI; ÜNİVERSİTELER…
LYS’yi kazanan üniversite adaylarının tercih formlarını düzenleyip teslim etme
süresi yarın başlıyor. Kim ne derse desin ülkenin dörtte birini direkt veya endirekt etkileyen on yıllarca verilen emeğin karşılığını alma kavgasıdır, üniversiteye girmek, kapısını aralamak, girip te bitirebilmek. Değişen dünyada ayakta kalabilmek için, teknolojik, akademik ve fiziki başarı yakalamak, eleştirel düşünceyle birlikte bilgiyi etkin ve etik olarak kullanabilme yetisi kazanabilmek için öğrenciler ve aileler son kez çılgın bir yarışın içine girecekler.
İyi düşünce, güzel söz, doğru iş ve hak edilen geleceği, hangi üniversitenin hangi bölümünün kendilerine sağlayacağına inanıyorlarsa ve inandırılmışlarsa tercihlerini yazıp çizecekler. Tam yüz yetmişe yakın yüksek öğretim kurumu ve üniversite kapılarını ardına kadar açmış bekliyor. Açık kapalı ve uzaktan eğitim verilen bölümleriyle denklik ve diploma sorunu yaşatmama garantisi vererek lisansiye ve ön lisansiye arıyorlar. Ve LYS yerleştirme sonuçlarına göre birbuçuk milyon öğrencinin yarısı 759 bin 638 aday üniversitelere yerleştirilecek.
Devlet üniversitelerinin ön lisans programlarına 276 bin 167, lisans programlarına 363 bin 952; 
Vakıf üniversitelerinin ön lisans programlarına 5 bin 932, lisans programlarına 51 bin 66; 
Kıbrıs üniversitelerinin ön lisans programlarına 1699, lisans programlarına 14 bin 696;
Yurtdışındaki üniversitelerin ön lisans programlarına 150, lisans programlarına 2 bin 54 öğrenci;
‘Doğru tercih rahat gelecek’ düsturu ile kayıt yaptırabilecek.
Bu rakamlar ışığında bazı özel ve nesnel değerlendirmeler yapılabilir.
Sınava giren bir buçuk milyon öğrencinin yaklaşık bir milyonu irili ufaklı hazırlık dershanelerine gitmiş denilebilir. Birinci etap parsa toplandı. Şimdi sıra ikinci etapta. Zaten ulusal medyanın köşe başlarını tutmuş eğitim yazarları sallamaya ve tanıtımlara başladılar bile. Ayrıca gazetelerde bol reklamlarla paralı veya burslu öğrenci avına çıktı vakıf üniversiteleri. Tanıtım toplantıları duyuruları dört bir yanda asılmış.
Vakıf, Kıbrıs ve yurtdışındaki üniversitelerde okumak isteyen paralı pullu yaklaşık yüzbin öğrenci için kıyasıya bir savaş yaşanıyor ülkede.
Yıllık kaç lira ödenir, kaç dolar burs verirler, tam burslu kontenjanı nedir, yarım burslu var mıdır, tam zamanlı kaç akademisyenleri vardır, sahaya dönük uygulama alanları var mı dır, staj ve sanayi işbirlikleri ne düzeydedir, eğitim vizyonlarının önceliği nelerdir, fiziki ve sosyal alanları yeterlimidir, sosyal ve iş yaşamına yönelik hazırlıkları tam mıdır, kaç öğrenciye bir akademisyen destek veriyor, öğrenci değişim programları ve ortak projeleri var mı, bilemeyiz ama hepsi de en iyisi olduklarının savunusu içinde müşteri arıyorlar.
Özel üniversiteler kulvarındaki en iyi, en farklı ve en avantajlı olduklarının ayrıntılarını veriyorlar. Vakıf üniversiteleri başta hemen hemen her üniversite, kendini tanıtma yarışına girmiş hatta her ne hikmetse devlet üniversiteleri bile bir şekilde bu tanıtım-reklam kervanında yer ayırtmışlar. Kuş uçmaz kervan geçmez devirler eskidenmiş demek ki. Her şeyi göbekten reklama bağlı bir dünya…
Kurs, burs, yurt, yerleşme yerleşke, kayıt derken bunalan ebeveynlere Allah kolaylık versin…
Şeytanın avukatlığını yapmaya hiç gerek yok. Gerçi biz devlet üniversitesinde okumuş bir fani olarak bu işlerden anlamayız. Ama özeldi özerkti, vakıftı devletti, yöktü, yoktu derken bir nokta gözden kaçmış anlaşılan. Bu işte iyi para var, balyalarla var. Ne kadar para o kadar eğitim var.
Ve sonuç; “parası olan okuyacak, parası olmayan bakacak”…
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder