14 Ekim 2011 Cuma

TEMEL YASA - KANUNUESASİ…

TEMEL YASA - KANUNUESASİ… 
Bir parça umut. Kötü idare, bağışlayamama ve zarar verme köreltiyor umutları. Kızgın çinkodan ırmaklarda yüzmek gibi bir şey umutsuzluk. Yeni ve güzel bir anayasa umuduyla yaşıyor ülke, Ülke insanı. Yaşayacağımız hırs bezeli tarihi günler çok yakın. Mürşidi bul, ganimeti gör ve alabildiğine faydalan  mantığıyla kör kör bak evrene. Durum şimdilik bu. Baskı mirasını kabul eden bir toplumda anayasa baba yasa devri çok çabuk kapanır, akıl hücresine.
Kapanmayacak olan ise keskinliği hiçte adil adaletli olmayan bir iktidar erkinin öncülüğünde yapılacak anayasanın ne kadar kucaklayıcı olacağı. Bu içi doldurulacak yeni anayasanın toplumu nasıl ve ne kadar bir arada tutacağı.
Çünkü faşist 12 Eylül darbesi sonrası sipariş usulü yapılmış 82 anayasasına başvurulur, ondan medet umulur noktaya sürükleniyor ülke. Günümüz gereksinimlerini karşılayamasa da, yama tutmasa da maalesef son durum bu.
Oysa 82 anayasasının ruhu en baştan bozuktu. Dayanağı çürüktü. Darbeci paşalara bağlı ve onların güdümünde hazırlanmıştı. Özünde halkı baskı altına almaya ve tutmaya dönük bir içeriği vardı. Sonrasında yapılan her değişiklik ve eklemelerle iyice sulandırıldı. Hak ve özgürlükler daha da kısıtlandı. Özgürlükleri temel almayan kuvvetler ayrılığını işleyen bir yapıya dönüştürüldü.
Şimdi yenisi hazırlanacak. Ama endişe gelenin gideni aratması hikayesi. Oysa seçimler öncesi epey umut dağıtılmıştı bu konuda. Her partinin seçim bildirgesinde vazgeçilmeziydi. Toplumsal mutakabatla, katılımcı bir süreçle toplumun her katmanının eşgüdümüyle oluşturulacak bir anayasa diyordu her biri. Seçim geçti vaatler unutuldu.
Halkta korku imparatorluğunu yıkacak, baskı krallığını yok edecek, ayrıcalıklı prensliğini bitirecek, sosyal devlet güvencesini sunacak bir anayasa özlemi varken, siyasiler hiçte oralı değiller.
Sivil, barışçı ve umut yüklü yeni anayasa beklentisi var Türkiye haritasında. Susturulmayı değil, güçlü, tam bağımsız, çoğulcu ve demokratik bir toplumsal düzenlemeyi sağlayacak metin beklentisi var doğusunda batısında.
Toplumsal gerginlikleri bitirecek, ırk, dil, din ayrımı içermeyen, şeffaf, katılımcı ve uzlaşmacı çözümlemeleri yasalaştıran bir özleyiş hakim kuzeyinde güneyinde. Hak ve özgürlükleri genişletecek daraltmayacak, ahlaksızlık ve hukuk dışılığa son verecek düzenlemeleri içeren, keyfiyeti ezecek bir manifestoya açlık var köyünde kentinde.
Devlet içi yersiz, haksız yuvalanmaları, yerleşmeleri, himayeleri ve beslemeleri yok eden bir anayasal düzenlemeye ihtiyaç, içi de dışıda anlaşılır ve makul bir anayasa aşkı var Türkiye coğrafyasında.
Tüm ihtiyaçlara yanıt verecek, kötü gidişlere dur diyen ilkeli, dürüst, yurtsever, ilerici, devrimci demokrat insanlarına yargısız infaz yapmayacak, haksız mahkum etmeyecek ve yargı bağımsızlığını her halükarda koruyacak bir anayasaya özlem var bağında, dağında, karasında, denizinde.
Ülkeyi polis-asker devleti olmaktan kurtaracak, bir anayasal hukuk devleti saydıracak yeni anayasa umuduyla. Bir parça umut var yüreğimizde. O da tükenirse tüketilirse;
“ Kendimize kabir değil, kabri kendimize hazırlayacağız “ anlaşılan…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder